LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN OMUZLARINDAKİ SORUMLULUK

Taşımacılık sektörü artık günlük hayatımızın bir parçasını oluşturuyor olsa da bu günlük hayatın dışında çok büyük bir alanda da faaliyet gösteriyor. Artık her gün beklemeye alışık olduğumuz kargoların dışında uluslararası ticaretin neredeyse en büyük sorumluluğu lojistik firmalarında toplanıyor.

Hava yolu taşımacılığı, kara yolu taşımacılığı ve deniz yolu taşımacılığı ile bazen dünyanın bir ucundan öbür ucuna tonlarca madde, ürün, paket taşınıyor. Lojistik firmaları bir yandan santral tesisler, boru hatları gibi olağanın çok üstünde yükleri taşırken öbür yandan aynı özen ve dakiklikle fuarlar ya da özel davetler için sanat eserleri ya da son teknoloji ürünleri de taşımaktan mesuller. Taşınan maddelerin / ürünlerin sağlam teslim edilmesi, zamanında teslim alanında olması her işlem için geçerli. Fakat bunlara ek olarak lojistik sektörünün omuzlarında dünyanın sorumluluğunu taşımak gibi bir yük de bulunuyor. İşte bu alan ‘tehlikeli madde taşımacılığı’.

Tehlikeli Madde Taşımanın Önemi ve Önlemleri

Teknoloji geliştikçe tehlikeli maddenin transferleri konusu gündeme daha fazla gelmiş oldu. Çünkü bu maddeler artık birçok sektörde ve teknolojik ürünlerin üretiminde kullanılıyor. Bu yüklerin transferleri sırasında ortaya çıkan sorunlar doğada hayvanlara, bitkilere ve kimi zaman insanlara telafisi mümkün olmayan zararlar verebiliyor. En hafif haliyle bile çok uzun zamanlar doğadan kaybolmayacak kirliliğe sebep oluyor. Günümüzde endüstriyel üretimin aksamaması ve günlük hayatın etkilenmemesi için fabrikalardan çıkan atıkların da imha edilmek, depolanmak ya da tekrar değerlendirilmek üzere taşınması gerekliliği de ortaya çıkmıştır. Bu atık maddeler de tehlikeli madde kategorisinde değerlendirilir.

Bu maddelerin transferleri sırasında ortaya çıkan sorunların önüne geçebilmek üzere ülkeler bu konuyla ilgili bir takım yasal önlemler yürürlüğe koymuşlardır. Bunlardan en bilineni kara yolu taşımacılığı ile tehlikeli maddelerin transferi için kullanılan ADR anlaşmasıdır.

ADR anlaşmasının açılımı ‘’European Agreement concerning the International Carriage of Dangerous Goods by Road’’tur ve 1968 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu uluslararası anlaşmayı Türkiye 2009 senedinde imzalamıştır. 2015 itibariyle ise gerekli yasal düzenlemeleri tamamlamış ve tam olarak uygulanmaya başlamıştır.

Deniz yolu taşımacılığı için uygulanan anlaşma IMDG-Code iken demir yolu taşımacılığının RID’tır. Hava yolu ile tehlikeli madde taşıyabilmek için ise uyulması gereken belgeler iki tanedir. Bunlar ICAO-TI ve IATA-DGR’dir.

Tehlikeli madde taşımacılığında konunun her yönden ele alınarak önlemlerin doğru işleyebilmesi için gerekli belgeler bu kadarla da kalmaz. -IAEA olarak geçen belge radyoaktif maddelerin taşınabilmesi için gerekli iken ADNR/ADN iç su yollarının taşımacılığı için gerekli olanıdır.

Bahsi geçen tehlikeli maddelerin taşınması sırasında oluşabilecek büyük çaplı sorunları önleyebilmek amacıyla, bu yasal düzenlemeleri hazırlayan yetkililer oldukça geniş çapta konuyu ele almışlardır. Bu getirilen kurallar taşıma işleminin bir şekilde parçası olan herkese (üretici firmaya, taşıyıcıya ve alıcıya gibi) çevreyi ve insanları (toprakları, bitkileri, su kaynaklarını ve hayvanları) korumakla yükümlü olduğunu ve bundan sorumlu tutulacağını bildirir.

Nedir Bu Tehlikeli Maddelerin Yapısı

Yapısı itibariyle kendi özelliklerinden dolayı taşınma sırasında insanlara, hayvanlara, doğaya, genel düzene ve önemli / kıymetli eşyalara tehlike yaratabilecek materyallere ‘tehlikeli madde’ adı verilir. Tehlikeli maddeler kendi içinde üç grupta incelenir. Bunlar;

  1. Yanıcı ve / veya basınçlı olarak kimyasal yapılarına göre

  2. Katı, sıvı veya gaz olarak şekillerine göre

  3. Patlayıcı ya da zehirli olarak da tehlikelerine göre

    ADR’ye Yakından Bakış

    Yukarıda bir miktar adını geçirdiğimiz ADR sözleşmesine biraz daha yakından bakalım.

Karayolu ile tehlikeli madde taşımak için düzenlenen bu sözleşmenin yapısal özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Taşınmaya mevzu bahis tehlikeli maddenin iki ülke arasındaki karşılıklı olan iş birliğini ve güveni oluşturmaya / korumaya yöneliktir.

  • Mümkün olan en üst düzeyde güvenlikten her iki tarafı da yine en üst düzeyde sorumlu tutar.

  • ADR sözleşmesi toplam 1200 sayfadan oluşmaktadır.

  • Gelişen bilim ve teknoloji daima göz önünde bulundurularak günün şartlarına uygun

    biçimde iki yıl arayla revize edilir ve düzenlenir. Günümüzde ADR Konvasyonuna taraf olan 48 ülke vardır.

    Türkiye’de ise 2009 yılında yürürlüğe giren bu yönetmeliğin tarafımızdan olan amaçlarını da şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Uluslararası lojistikte karayolu ile taşımacılığın güvenliğinin artması.

    • Birleşmiş Milletlerin sunduğu tavsiyeleri göz önüne alarak tehlikeli atıkların

      da dahil olduğu tehlikeli maddelerin; 1. Sınıflandırılması 2. Paketlenip etiketlenmesi ve 3. Test edilmelerine dair hükümlerin diğer taşıma yöntemleri ile (havayolu, demiryolu ve denizyolu) uyumlu olması.

    • Karayolu ile tehlikeli madde taşıyacak olan araçların yapımları, donanımları gibi şartların belirlenip hazırlanması.

    • Karayolları ile tehlikeli madde taşıyabilmek için yönetmeliğe uygun belgenin ispatının istenmesi. Bu belgeye sahip olunmadan karayolu ile tehlikeli madde taşıyıcılığı yapmak yasaklanmıştır.

    • Karayolu ile tehlikeli madde taşıyacak olan aracın sürücüsüne mesleki yeterlilik belgesine sahip olması zorunluğunun getirilmesi.

    • Tehlikeli madde taşıyan römorkların birleştirilmesinin yasaklanması.

    • Tehlikeli madde taşıyacak olan araçların sızdırmazlık testi ile güvenliğini

      kanıtlaması zorunluluğunun getirilmesi.

    • Ülkemizdeki yönetmelik ayrıca tehlikeli madde taşıyan araçların boğazlar

      üzerinden geçmesi durumunu da göz önünde bulundurarak yeni düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre radyoaktif ve patlayıcı madde taşıyanlar hariç geri kalan tehlikeli madde sınıfında yer alan maddeleri taşıyan araçlar 01.00 itibariyle her türlü güvenlik önlemi alındıktan sonra boğazlardan geçiş yapabileceklerdir.

  • Ülkemizdeki yürürlüğe göre tehlikeli madde üreten, depolayan, paketleyen ya da taşıyan her firma ADR belgesini bulundurmasının yanı sıra bir uzman da bulundurmak zorundadır.

  • Hafif ticari araç sayılan 3,5 ton altındaki araçlar da eğer tehlikeli maddeyi karayolu ile taşımak istiyorsa ADR belgesi bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.

    Tehlikeli madde taşımacılığında oluşabilecek hasarlar telafisi olmayan zararlara dönüşebilir. Hatta ne yazık ki alınmak zorunda kalınan bu kararlar daha önce yaşanmış kötü tecrübelerden çıkarılan derslerin neticesidir.

    Tehlikeli Madde Taşımacılığı

    İnsanlara, hayvanlara, bitkilere, suya ve kıymetli mallara kısacası dünyaya hasar verebilecek maddelerin taşınması büyük sorumluluk gerektirir. Her paketin ve taşınması gereken her ürünün önemi çok yüksektir. Fakat taşıdığı yüksek oranda riskle tehlikeli madde taşıyabilmek için çok sıkı denetimlerden başarıyla geçmek gerekir.

    Gerekli belgelerin temini, araçların ve ekipmanın her türlü riske karşı tamam olması ve koruyuculuğunun yüksek olması, gerekli yeterlilik belgelerine sahip çalışanların kadroda olması, tehlikeli maddeleri taşımak için karayollarında gerekli püf noktaların bilinmesi… bir lojistik firmasının tehlikeli madde taşıyabilmesi için sektörünün en iyilerinden biri olması yetmez, aynı zamanda saydığımız tüm bu bileşenleri kendi bünyesinde toplamalıdır.

    Yapılacak küçücük bir hata, gözden kaçan bir denetim ne yazık ki geri dönüşü olmayan zararlara sebep olacaktır. Bu zararların farkında olup doğru önlemleri almak her şeyin başında gelir.

    Prusa Logistics olarak biz, omuzlarımızdaki bu ağır sorumluluğun bilincindeyiz ve tamamen buna göre hareket ediyoruz. Tam sertifikalı uzman kadromuz, profesyoneller için üretilmiş ekipmanlarımız, her türlü önlemi alınmış araçlarımız ve tecrübelerimizle lojistiğin önde gelen isimlerinden olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

    Bu ve benzeri, çözümleri için tam profesyonellik gerektiren her türlü sorunda müşterimizin daima yanındayız.